NISAN 1ST, 2010
By NECDET

Biz çocuklar için mahallemizin en önemli kişilerinden biriydi Bekçi Ahmet Abi. Çünkü beline taktığı gerçek bir tabancası vardı. Piyer Loti’de bir karakolda görev yapardı. Makbule Abla onun karısıydı. Bulgaristan göçmeni olduğu için kendine özgü bir aksanla konuşur, sözcüklerinin başına “maa” ya da “mari” eklerdi. Evleri bizimkinin karşı çaprazındaydı. Arka bahçelerinde sabahları kendini görmediğimiz fakat sadece sesini duyduğumuz bir horozu ve kümeste tavukları vardı.
“Necdet Necdet” diye heyecanlı bir sesle uyandırdıysa annem beni önemli bir şey var demekti. “Bugün 1 Nisan. Hadi kalk, Makbule Abla’nı kandıralım. Şimdi sen gideceksin ve ‘annem pasta yapacak, senden taze yumurta istedi’ diyeceksin. Yumurtayı alınca da ‘Nisan biiir!’ diye bağır, tamam mı?”. “Tamam” derdim gülümseyerek. Büyükleri kandırarak zekalarını ispatlamak çocuklar için en büyük eğlencelerden biridir.
Önce Makbule Abla’nın bahçesinin tahta kapısındaki sürme kilidi açmaya yarayan teli çekerdim. Sonra evin kapısını çalar,
“Makbule Abla”,
“Sööle uşaam”.
En ufak bir hata yapmamak için sözcükleri dikkatlice, tek tek söyleyerek, “Beni annem gönderdi. Pasta yapıcakmış. Senden bi tane taze yumurta istedi”.
“Du bi dakka. Bu sabah yeni toplamıştım kümesten, sana onlardan vereyim. Al bakalım uşaam”
Yumurtayı avucumun içine alır almaz yüzüne bakıp yüksek sesle:
“Nisan biiirrrr!” derdim. O vakit Makbule Abla yüzüne biraz mahçup bir ifade takınıp,
“Hay Allah! Kandırdın ya beni” derdi.
Sokağın taşlı yolunda düşüp yumurtayı kırmamak için dikkatlice tutarak eve geldikten sonra olanları gülerek anneme anlatırdım. O vakit bahçe duvarının üstündeki teneke saksılardaki çiçeklerin arkasından bize bakan Makbule Abla sesini yükselterek:
“Maa Nedime, bu uşak yine kandırdı ya beni” derdi…
Aradan o kadar zaman geçmesine rağmen ben, hâlâ her 1 Nisan’da, bizim yüzümüzde bir mutluluk gülümsemesi görmek için kanmış numarası yapan çocukluğumun o güzel insanlarını hatırlıyor ve özlüyorum.
Maa Makbule Abla nur içinde yat…
Yorumlar Kapalı
ŞUBAT 24TH, 2010
By NECDET

80′li yıllarda biz acemi çizerlerin karikatürlerini yayınlayan başlıca iki mizah dergisi vardı: Gırgır ve Çarşaf. Pazartesi günleri çalışmalarımızı Gırgır’da Oğuz Aral’a gösterir, eleştirilerini alırdık. Beğendiği zaman -ki bizim için dünyanın en önemli olayıydı- ustalık durumuna göre derginin arka sayfasında ya da içte “Çiçeği Burnunda” köşesinde
yayınlanırdı. Hatta bunun için hiç de fena olmayan bir telif ücreti de ödenirdi.
Çarşaf’taki uygulama biraz daha farklıydı. Her cumartesi sabah 30-35 kişilik çizer namzetleriyle (ben en gençlerinden biriydim) Hürriyet Gazetesi’nin yan yayınlarının çıktığı Cağaloğlu’ndaki binada toplanırdık. Önce Raşit Abi (Yakalı) o haftanın konusunu söyler, biz de tuvaletten aldığımız el kurulamak için kullanılan saman kağıtlara kurşun kalemle eskizler çizerdik. Arada çay servisi de yapılırdı. Öğleye doğru içeri Semih Balcıoğlu girdiğinde salona bir sessizlik hakim olur, oturduğu masanın etrafında ona çizdiklerimizi gösterirdik. O da yorumlar yapar beğendiklerini kenara ayırırdı. Eleştirileri genelde Oğuz Aral’a kıyasla daha yumuşaktı. Fakat hiç bir şey çizmemiş ya da bir iki tane çiziktirmiş arkadaşlara yakın gözlüğünün üstünden sertçe bakar “Sadık’ın kahvesi mi burası, çay içmeye mi geldiniz?” diye fırçasını da esirgemezdi. Seçtikleri numaralandırılıp toplantı masasına dizilirdi. Sonra biz onlara oy verirdik. En yüksek oyu alanlar haftaya Schöhler kağıt üzerine çini mürekkebiyle çizip getirir ardından da o haftaki Çarşaf dergisinin “Karikatür Okulu” sayfasında yorumlarıyla birlikte yayınlanırdı. Buranın telif ücreti Gırgır’dan biraz düşüktü ama çalışmalarımızın binlerce kişi tarafından görülüyor olmasının keyfi zaten bize yetiyordu.
Titrek çizgilerden oluşan 20 Şubat 1985 tarihli bu karikatürümü o günlerde çizmişim. Haftanın konusu “işçiler ya da iş kazaları” olmalı. 25 yıl sonra bugünkü gazeteler 13 işçinin öldüğü maden kazasından bahsediyor. Zaman hızla akıp gidiyor ama ne yazık ki ülkede karikatür konuları hiç değişmiyor…
Yine aynı maden YİNE FACİA
OCAK 24TH, 2010
By NECDET
Yorumlar Kapalı
ARALıK 21ST, 2009
By NECDET